ben de!

S.S.S.

manifesto

orji

« iktidar ile “kavga”
Uzman ve Porselen Dişi »

temp

[temp]

Açılalım sıkı sıkı

Millet: Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus.
-tdk.gov.tr-

Hali hazırda yaşadığımız yüzölçümü içerisinde hareketli günleri geçirdiğimiz bir dönemdeyiz. Gündem öyle hızlı değişiyor ki, bir iki gün “şöyle bir denize, dağa, çimene vurayım kendimi, hem tatil yaparım hem de bir kendimi toplarım” demeye kalksanız; geldiğinizde çok şeyi değişmiş, yakın takip ettiğiniz olayları algılayamayacak derecede farklılaşmış, terminolojisi bile değişmiş bir ülke gündemine ayak uydurmaya çalışır buluverirsiniz kendinizi. Bunun tabiî ki magazine varan düzeyde “gündem enformasyonu bombardımanı” yaşıyor olmamızdan tutun da hâkim iktidarın erkinin mevcudiyetine mahal verdiği tüm etkisini kullanarak gündemi törpüleyebilme yetisine kadar birçok sebebi var.

Medya da “Kürt açılımı” olarak yaklaşık bir yıl öncesinde lanse edilen eylem paketi/yönelimi nerdeyse muhteviyatının doyuruculuğundan çok ismi ile tartışma konusu haline geldi. Daha sonraları bu bir “demokratik açılım süreci” diyerek aslında ilk anlamının çok da ötelerinde bir anlama taşındı. Bir etnik guruptan bağımsız, tüm yurdu ve yurttaşların özlük hakları temelinde sosyal yaşamı yeniden şekillendirme “süreci” olarak; ismi gayette etkileyici ve fakat yine içeriği müphem vaziyette kalarak.

Bir eylemin isminin birden böyle iddialı değişimden sonra içeriğinde ve günlük yaşantıya olan yansımalarında görülür etki beklemek ilk akla gelen ve gayette objektif bir beklentidir. Bu beklentiler de karşılığını tam olarak bulmamışken yılını bile doldurmayan bu açılım ya da süreç, “milli birlik projesi” olarak tekrardan isim revizyonuna girdi. Tabii ki bir süresince yapılan eylemler yahut faaliyetler var bu kapsam içersinde değerlendirilebilecek olan. Ancak halkın yaşamında hissedilir etkilerinden çok bu isim değişiklikleri yer tuttu.

Son olarak gelinen noktada “milli” “birlik” “proje” kelimeleri formata uygun bulundu. Bu makyaj değişikliklerinin bundan sonra devam etmeyeceğini öngörerek şu üç kelimeyi irdeleyebiliriz sanırım. Elimizde bir açılım ya da süreç değil bir proje var artık. Açılımın anlık etkisinden geniş, sürecin, sürdürmekten gelen uzun vadeli ve sonu belirsizliğinden kısa bir zaman algısına sahip. Planlanan ve zamana endeksli ilerlemesi tahayyülünde bulunulan bir olgu. “birlik” kelimesiyle pekiştirildiği anlamı ise bunun birleştirici unsurlar içereceğini gösteriyor. Açılımın o sığ ve yavan bakışından bizi kurtarıyor. Etnisite dar boğazından da uzaklaşmış oluyor bu arada. Bir olmak, yekvücut olmak, güçlü olmak alt anlamını da zihne kazıyor. Diğer isimlere nazaran daha duygusal, daha sıcak, daha normal. Hatta belki de yıllardır alışık olduğumuz siyasi jargona da daha yakın. Sanki hep verilen ve hiç tutulmayan seçim vaatlerinden biriymiş gibi; bir anda unutabileceğimiz bir kelime grubu.

Son haliyle proje ismini alan bu birlik pekiştirici bu “milli”… Evet birde “milli” kelimesi var. Bu durumda bizim en temelde “millet” olmamız ve bunu belirli bir zaman içinde de sürdürmüş olmamız gerekiyor.

-Bu topraklarda yaşayan bizler bir millet miyiz?
Evet bir milletiz, aksini iddia etmek bir çok şeyi zora sokar şu anda.

-Peki eğer biz bir millet isek; ne milletiyiz, ismimiz ne, neyden müteşekkiliz, tarihimiz ne kadar, ülkülerimiz, gelenek ve göreneklerimiz neler?

İşte bu soruya cevap verebilirsek eğer, “milli birlik projesi”nin içeriğini ve nasıl bir yol izlenmesinin anlamı olacağını bulabiliriz. Eğer soruya verecek cevabımız yoksa ilk soruya hayır cevabı vermiş oluruz ki; bu bizim felaketimizdir. Öyleyse soruyu parçalayarak ele alalım.

Biz ne milletiyiz, ismimiz ne?

Türk milleti diyebilmek alışılagelmiş dil yapımıza uygun. Ancak bu hangi Türk milleti? Etnik bir yapı olarak Türk mü, bir etnik sentez olarak anadoluda yaşayan bir uygarlığın adı olarak Türk mü yoksa İsmet Özel’in kâfirle savaşı göze alan Türk milleti mi? Zaten bu soruyu netliğe kavuşturamazsak gönül rahatlığı ile “Ne mutlu Türküm diyene!” diyebilecek insanların sayısı da nüfusta ciddi bir yüzde olarak azalacaktır.  Türk milleti diyebilmeyi neresinden tutarsanız tutun aslında bir tarafınızın açıkta kalma olasılığı var. Ya da bu hale getirildi. O yüzden bu soruyu parçalamaktan vazgeçelim derim. Komple bir çözüm aramaya çalışalım.

-Peki eğer biz bir millet isek; ne milletiyiz, ismimiz ne, neyden müteşekkiliz, tarihimiz ne kadar, ülkülerimiz, gelenek ve göreneklerimiz neler?

Var olduğumuz topraklar üzerinde ne kadar zamandır hüküm sürüyoruz ya da ne kadar zamandır bu topraklarda bir milletiz. Bu bize gelenek ve göreneklerimizi, ortak ülkülerimizi ve ortak tarihimizi anlamamız için bir ipucu verecektir. Eğer ki Türkiye Cumhuriyeti’nin var olduğu zamandan bu yana bir zaman süresinden bahsedecek olursak; tarih sahnesinde yüz yılını bile dolduramamış, toy ve klasifike edilmesi bile göz ardı edildiğinde yutkunarak itiraz edeceğimiz kadar az bir geçmişimiz var demektir. Bu süre ortak bir ülkü, nesilden nesile süregelecek olan gelenekler ve görenekler, ortak ve şanıyla övünülebilecek bir tarih, miras olarak nitelendirilebilecek milli bir edebiyat, kabul görecek bir sanat anlayışı vs. üretmek için oldukça dar ve tarih akışında da oldukça kısa. Bütün bunların büyük bir cihan harbinin yükünün en ağır hissedildiği bu topraklarda kurulan bir devlet tarafından yapılması da bir kat daha zor.

Eğer ki cumhuriyet öncesi zamanı da biz bir millet olarak kabul edecek isek ne kadar geriye gideceğiz. Bu durumda Osmanlı İmparatorluğu’nu da bir miras olarak kabul edecek miyiz? Köprüleri, sarayları, hamamları ile değil, edebiyatı ile, şiiri ile, devlet anlayışı ile, keşifleri ve kaşifleriyle, diliyle, bilimiyle, sanatıyla, savaşlarıyla, hakimiyeti ile, izzetiyle, zilletiyle, acısıyla, tatlısıyla, günahıyla sevabıyla. Bu yük de pek kolay görünmüyor. Hele ki yükselebilecek itirazları gözlerinizin önüne getirdiğinizde. Sonuç; Osmanlı zamanlarında ya burada değildik yahut devlet içerisindeki bir halktık ve kendi devletimizi kurduk. Buna göre de istilacı ya da savaş fırsatçısı yaftası yememiz de olası bir durum. Bunu da bir kenara koymak lazım.

Eğer bu “milli” kelimesini bulabilecek ufak bir ipucu geçirseydim elime oradan devam edecektim. Ancak o kadar çok doğrularımız ve o kadar çok yanlışlarımız var ki. O kadar çok tabularımız, o kadar çok tanımsız geçmiş hikâyelerimiz. Hangi tarihte neredeydik, bu topraklar bizim miydi, yoksa bir yerlerden buralara mı geldik, millet olarak eski devletlerimiz hangileri, ortak ülkülerimiz neler, hangi gelenek ve göreneklerimiz var ve ne kadar takibindeyiz.

İşte bu yüzden bu ülkenin bir “milli birlik projesi” ne ihtiyacı var denilebilir. Ama ilk yapılması gereken bu toraklardaki ortak milleti bulmaktır. Bunun iki yolu var. Biri geçmişten biri bu günden geçiyor.

Birincisi; yukarıda ufak bir şekilde örneklediğim (tamamen kısa bir skeç gibidir) geçmişle yüzleşerek, deşerek, gerçeklerin soğuk yüzüyle karşılaşarak, yaşayan herkesin anlayabileceği şeffaflıkta, geçmişimize saygı duyarak ve bu saygıyı tüm dünyanın duymasını sağlayarak, açık yüreklilikle, köklerimizdeki çıkışmış ayrık otlarını temizleyerek, bu ülkedeki güruhu bir millet olarak bir araya getirmek.

İkincisi; sanki dün bu dünya kurulmuş ve öncesinde hiçbir şey yokmuş gibi davranarak, modern dünyanın geldiği günün şartlarıyla, hukuk, siyaset, ekonomi, sosyal şartlar gibi birçok şeyi bir takım doğu/batı ülkesinden devşirerek, “işte size günün getirdiği en güzel şartların ülkesi ve siz o ülkenin “millet”isiniz.” Diyerek, bu günün Türkiye’sinin Türkiye milletini oluşturmak.

Daha önceleri benzerleri olabilecek iki saptama olabilir.  Zihninizde canlanıyor da olabilir. Biri kısa biri uzun çöp. Umuyorum iktidar bu işi şansa bırakmayacaktır.

Bu yazı 16 Ocak 2010 tarihinde 04:40 temp tarafından yazılmıştır. Bu yazıya gelecek herhangi bir yorumu RSS 2.0 beslemesinden kolaylıkla görebilir. Eğer ki bir ahkam kesmek, ya da kendi sitenizdetartışmak isterseniz bu bağlantıları kullanabilirsiniz.

[Mürid ol]:
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • del.icio.us
  • Facebook
  • MySpace
  • Digg
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Mixx
  • Sphinn
  • blogmarks
  • Blogosphere News
  • FriendFeed
  • Live
  • Technorati
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks

[Ahkam Kes]

Güvenlik Kodu:

Facebook hesabınızı kullanarak da yorum yapıp Facebook'unuzda paylaşabilirsiniz!.

Facebook hesabınla giriş yap!

Facebook

    [Arşiv]

    • 2010 (10 Yazılar)
    • 2009 (50 Yazılar)
    • 2008 (4 Yazılar)
    • 2007 (1 Post)

    [Bayrak Taşıyanlar]

    [Yan Basanlar]

    [Kullanıcı Girişi]

  • Facebook hesabınla giriş yap!

    Facebook
  • [Arama]


  • R


9 9 o r g i e s, RSS Akışı: Yazılar (RSS) / Yorumlar (RSS).