ben de!

S.S.S.

manifesto

orji

« Uzman ve Porselen Dişi
Kunduzun Sabrı »

[Eren Çakım]

Blog ‘tan

Medeniyet iki sütun üzerinde yükselir: Süngü ve açlık. Dolandırıcılarla, namussuzların gönlüne göre bir düzen. Hakim-i mutlak: Para. İnsan hakları ve hürriyetleri için yapılan katliamlar ortada. Medeniyet, üçkağıtçılara saraylar, dahilere kümes yaptırır.

J.B.Fourier

Bir zamanlar insanlara kızardım. Sonra düşündüm; gördüm ki, kalbi kırılmamış kimse yok. Herkes, komşusunun hışmına uğramaktan korkuyor ve bu yüzden ilk darbeyi kendisi indirmek istiyor. İşte hayat böyle anacığım.

M.Gorki - Ana

Kimse dinlemiyorsa beni - ya da istediğim gibi dinlemiyorsa - günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız.

O.Atay - Günlük

Nietzsche, Schopenhauer ve Dr. Ramiz…Bütün bunları behemehal okumuş olduğuma inandığı için hepsinden bana üstü kapalı misaller veriyor, sonra kitaplardan aldığı bu misalleri günlük hayata, kendi hayatına, benim hayatıma, memleket meselelerine tatbik ediyor ve oradan tabiatıyla Alman musikisine geçiyorduk.

A.H.Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Hep kuvveti alkışlamaktan usanmayan insanlık, kuvvetlinin hazzına hak adını vermiş ve onu kutsal bir örtüyle örterek kabe haline koymuş, nesiller boyunca gelenekleri onun kutsallığına bağlamışlardır.

N.Topçu - İslam ve İnsan

Hayır aksine siz, yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası, sınır tanımaz bir tarzda yiyorsunuz. Malı bir yığma tutkusu ve hırsıyla seviyorsunuz.

Ve onlara:”Size Allah’ ın rızık olarak verdiklerinden infak edin” denildiği zaman, o inkar edenler iman edenlere dediler ki:”Allah’ ın eğer dilemiş olsaydı, yedireceği kimseyi biz mi yedirecek misiniz?”

Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ ın vadi haktır, öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcılar da sizi Allah ile aldatmasın.

Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz.

Kaynak: İlahi kitaplardan biri

“Bırakın bu palavraları, bay Schnier. Arzunuz ne?”

“Katolikler sinirimi bozuyor,” dedim. “Doğru kişiler değilsiniz.”

“Peki ya protestanlar?” diye güldü.

“Onlar da hasta yapar beni” dedim.

“Ya allahsızlar?”. Hala gülüyordu.,

“Sıkıntı verirler. Allah’ tan söz ederler hep.”

“Peki ya siz nesiniz?”

“Palyaçoyum ben” dedim.

Heinrich Böll - Palyaço

Gök ve deniz baştanbaşa bir pırıltı ve çalkantı idi. Yıldızlar kıpır kıpır kıpırdadıkça, köşeleri kırpılmış parıltı kırpıntıları milyon kere milyarca şakrayan yağmur damlaları gibi harıl harıl boşanıyor ve denize düşüyorlardı. Ne güzel evrendi bu! Ama kayıkta kan ağlayan insanların yanıbaşında, bu güzelliği tatmak değil sezinlemek bile onlara karşı işlenmiş bir suç duygusunu veriyordu. Ne var ki daha çocuktum. Çoğu büyüğüm olan insanlarda bir güzellik, bir iyilikle bir doğruluğun bulunduğuna inanıyordum. Her nedense arada ben de, kayıktakilerin çekmiş oldukları güçlükleri ve işkenceleri hep dünün ve bugünün gel geç kötülükleri, çirkinlikleri ve gecenin kabusu sayıyordum. Yarınınsa mutlaka göklerde ve denizde gördüğüm güzelliğe denk güzellikte ve iyilikte olacağına - zincir kemiğime bel bağladığım kadar - inanıyordum. Gördüğüme nasıl inanmazdım ki, gördüğüm güzellikler, bu dünyayı habis bir ruhun yaratmadığını bana, göz göre göre doğruluyordu.

Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata

Köyde yere bakarak yürümek ayıptır, etrafınızdakiler tanıdıktır ve tanıdıklarınızdan gözlerinizi kaçırmamalısınızdır.

Şehirde yere bakarak yürümek makbuldür, tanımadığınız insanlara gözünüzü dikmemelisinizdir.

Şimdi insanlar cep telefonlarına bakarak yürüyorlar.

E.Ç.

Keşke şu saman çöpü olsaydım, keşke hiç yaratılmasaydım, keşke annem beni hiç doğurmasaydı, keşke hiçbir şey olmasaydım, keşke unutulup gitseydim.

Keşke bir koç olsaydım, sahiplerim kendilerine göre beni besleyip, sevdikleri için kesseydiler. Etimin bir kısmını kebap, bir kısmını kavurma yapıp yeseler, sonra dışkı olarak dışarı atsaydılar ama beşer olmasaydım.

Hz. Ömer

SAVAŞ BARIŞTIR

ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR

CAHİLLİK KUVVETTİR

George Orwell - 1984

Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o ben’ im. Çünkü bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak. Ben silahsız bir askerim de ondan. Törenler askeriyim ben. Cumartesi ve pazar askeri. Aslında karışık bir şey, kime ne söylenebilir? Bir sıkıntıyı ısrarla büyüterek, asıl büyük sıkıntıya ısrarla giden tümün attığı çekirdek. Pis bir köleliğe ve sonsuz çılgınlığa varacak bir oluşumu sıkıntıyla bekleyen bölünmez Varlık’ ın ben’ i. Ondan severim sıkıntıyı. Sevincin o amansız, o aşağılayıcı bönlüğünden korur beni. Ne söylenmişse ve ne söylenmemişse, ne yapılmışsa ve ne yapılmamışsa, ne düzeltilmişse ve ne düzeltilmemişse ondan sıkılan biri. Belki söylenmemişin, yapılmamışın ve düzeltilmemişin telaşı içinde biraz. O kadar. Ve sıkıntılı. Ve sıkıntılı. İşte böyle başlıyordu her yerde mutsuzluk. Ve mutsuzluk büyük bir umut gibi çekiyor kendine beni.

Turgut Uyar

Bir küçük insan zerresi halinde bu sabah, bütün insanları, çocukları, kuşları, yemişleri, sefilleri ve açları beyhude bir sevgi ile seviyor, kederlenmeye zaman kalmadan birdenbire bir sıçrayışta ayağa kalkıyorum. İlk vapuru karşılamaya koşuyorum. Ve bekliyorum. İlk vapurdan binbir yabancı çıkıyor. Bir dost çehresi bulamıyorum. Bir şeyler anlatmak ihtiyacındayım. Vapurdan kimse çıkmayınca kaleme kağıda sarılıyorum.

Sait Faik - Ormanda Uyku

Sadece askerlikte çektiği sıkıntılar yüzünden ve/veya düzenli bir ordu kuramayacak kadar dağınık örgütlere sempati duyduğu için anti-militarist olanlardan değil de; aklı erdiğinden beri şiddetin karşısında yer alanlardan birisi olduğum için talihli olduğumu düşünüyorum.

E.Ç.

“Çamuru balığa tercih eden, kaba ve görgüsüz proleteryayı, hata ve kusurları ne olursa olsun, hayatın kalitesi sayılan ve şüphesiz bütün beşeri gelişmenin çekirdeğini taşıyan burjuva ve entelijansiyanın üstüne yücelten bir itikadı nasıl benimseyebilirim?”

-IMF Kurucusu İngiliz J.M.Keynes-

Sen, ey güneş, boş yere çabalıyorsun,

Kederli bulutlar arasından ışıldamaya,

Hayatımın tek kazancı,

Onun kaybına ağlamaktır.

“J.W.Goethe-Eşini kaybettikten sonra…”

“Çocukların acısı, gerçeğe erilmesi için zorunlu acılar toplamını tamamlamaya yarıyorsa, bundan böyle bu gerçeğin bu pahaya değmediğini söyleyeceğim.”

Dosto - Ivan Karamazov

Bu yazı 22 Ocak 2010 tarihinde 17:03 Eren Çakım tarafından yazılmıştır. Bu yazıya gelecek herhangi bir yorumu RSS 2.0 beslemesinden kolaylıkla görebilir. Eğer ki bir ahkam kesmek, ya da kendi sitenizdetartışmak isterseniz bu bağlantıları kullanabilirsiniz.

[Mürid ol]:
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • del.icio.us
  • Facebook
  • MySpace
  • Digg
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Mixx
  • Sphinn
  • blogmarks
  • Blogosphere News
  • FriendFeed
  • Live
  • Technorati
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks

[Ahkam Kes]

Güvenlik Kodu:

Facebook hesabınızı kullanarak da yorum yapıp Facebook'unuzda paylaşabilirsiniz!.

Facebook hesabınla giriş yap!

Facebook

    [Arşiv]

    • 2010 (10 Yazılar)
    • 2009 (50 Yazılar)
    • 2008 (4 Yazılar)
    • 2007 (1 Post)

    [Bayrak Taşıyanlar]

    [Yan Basanlar]

    [Kullanıcı Girişi]

  • Facebook hesabınla giriş yap!

    Facebook
  • [Arama]


  • R


9 9 o r g i e s, RSS Akışı: Yazılar (RSS) / Yorumlar (RSS).