[99 kapıcısı]
Kunduzun Sabrı
Ekliptik düzlemden binlerce ışık yılı uzaklıkta kayan yıldızın gökyüzünde bıraktığı pırıltıların aslında peri tozu olduğunu düşünen kunduz, yatağında uzanmış düşünürken bir an için başını kaldırmış bulundu. Gelin-cik le gözgöze geldiler sonra, uyku sersemi ve mahmurlaşmış gözlerini ağır bir ritmle kapatıp açıyordu kunduz. Ardından gelinciğin senfonik hareketleri eşliğinde daha hızlı açıp kapatır oldu gözlerini ve dahası artık hiçbirşey onun uykusunu geri getiremeyecekti ne yazık ki.
Gelincik ani bir hareketle upuzun gövdesini kunduzun yuvasını dağıtmak istercesine savurarak uzaklaştı; nitekim niyeti hiçte öyle değildi oysa. Gelinciğin bu savruk hareketi ona pahalıya mal olacaktı aslında, mazallah kuyruğunu biraz daha hızlı hareket ettirmeseydi eğer, kunduzun özenle kurduğu evini başına yerleştirip sonrada kendi üzerine düşenlerin altında kalabilirdi. Neyse ki öyle birşey yaşanmadı hayatlarında. Kunduz bu hızlı hareketlenmenin üzerindeki etkisini atar atmaz yine gökyüzüne çevirdi başını peri tozu olmadığını bildiği yıldızın kayarken bıraktığı pırıltıları göz ucuyla takip etti ve bunu yaparken yuvasını neredeyse dağıtmak üzere olan gelinciği unutmuştu bile. Az önce neyle karşılaştığıyla değil de neden yuvasını bir dere üzerinde set oluşturacak şekilde inşaa ettiğini düşünüyordu.
Kimbilir belki de … Doğrudur… Hay bin kunduz aşkına…
Yazar : transparenttheprayer, 2009


















tarih : 9 Şubat 2010 saat : 19:52
Enteresan bir fabl ile karşı karşıyayız… Ben içerikten ziyade ilgimi çeken nüanslarla ilgileneceğim. İlk olarak “Hay bin kunduz!” narası efsanevi fumetti* karakteri Kaptan SWİNG’e aittir. Kendisi kanunsuz bir western evreninde rakun kuyruğundan şapkası ile ölümünü bir sonraki sayıya ertelemeye çalışan klişe karakterlerden biridir. “Hay bin kunduz!” diye çevirilen malum lafın italyancadan türkçeye çevirisi tam olarak nedir bilemem ama “fuck” sözcüğünü “lanet olsun” şeklinde çeviren pek muhterem şahısın bu işte parmağı olduğundan şüphelenmekteyim. İlgimi çeken diğer konu ise, hikayenin kötü karakteri olarak varsayılan gelincik. Gelinciğin hikayedeki yıkıcı etkisi aşikar. Yazarı bilemem ama, ben gelincik karakterine en çok Zagor’un alameti farikası “AHYAAAAK*” çığlığını yakıştırdım.
*İtalyan çizgi romanları. Amerikan “Comics” lerinin aksine çizimleri hala siyah beyazdır ve içerdiği onca şiddet & erotizme karşın yaş sınırlaması ibareleri taşımazlar. Bu ekol bir dönem Türkiye’de Tommiks-Teksas adı altında altın çağını yaşamıştır.
**Zagor’un baltası ile düşmanlarını alt etmeden hemen önce attığı savaş çığlığı. Durumunun zorluğuna pararlel olarak “AAAA” lar uzar.
Alıntı Yap
tarih : 14 Mart 2010 saat : 12:26
Sevgili Burak belkide sıradan bir karakter sayılabilecek gelinciğimize yakıştırdığın AH yaaak çığlığının tasavvufi bir açılımıda olabilir… Bir zamanlar yorgan altında elimizde fenerlerle okuduğumuz bu çizgi romanların bilgi dağarcığımıza edebi bir katkısı olmasada yeri geldiğinde ironik bir mizah katabiliyor olması iyidir herhalde diye düşünüyorum. Tam olarak fabl değil belgesellerden etkilendiğim doğrudur… Biraz daha içselleştirdiğim de…
Hay bin kundur aşkına gelince sanırım burada kunduzlarun sabırla beklediğini, yada beklemenin erdemine kapıldığını anımsatmak istedim.. Anlık yaklaşımların varlık üzerindeki belirgin etkisine atıfta bulunmak gayesidir.. yorumun için teşekkür ederim. Ahkam kesmene bayılıyorum.:))
Alıntı Yap
[Ahkam Kes]
[Arşiv]
[Bayrak Taşıyanlar]
[Kullanıcı Girişi]
[Arama]
R
9 9 o r g i e s, RSS Akışı: Yazılar (RSS) / Yorumlar (RSS).